Erişilebilirlik ve engelsiz yaşama dair güncel makalelerimiz.
Dil, sadece düşüncelerimizi aktaran bir araç değil, aynı zamanda toplumsal algıları, değerleri ve önyargıları şekillendiren en güçlü mekanizmadır. Toplumda engelli bireylere yönelik yaygın olan acıma, kahramanlaştırma veya trajikleştirme yaklaşımları, kullandığımız kelimelerde kendini göstermektedir. Eşitlikçi ve engelsiz bir toplum inşa etmek istiyorsak, öncelikle dilimizi önyargılardan arındırmalıyız.
Gündelik yaşamda, medyada ve kurumsal dilde sıkça karşılaştığımız bazı kelimeler, engelli bireyleri edilgen, yardıma muhtaç veya toplumun dışındaki "ötekiler" olarak konumlandırır. Örneğin, "engelli" demek yerine "özürlü" veya "sakat" gibi kelimelerin kullanılması bireyin haklarını ve onurunu zedeleyen, tıbbi/eksiklik odaklı ifadelerdir. Doğru ve hak temelli dil kullanımı ise "engelli birey" veya "engeli olan kişi" demeyi gerektirir; çünkü engellilik bireyin kimliğinin tek veya en önemli parçası değildir.
"Kelimelerimiz algılarımızı, algılarımız ise davranışlarımızı belirler. Engelli bireylere yaklaşımda acıma dilini bırakıp hak temelli dili benimsemeliyiz."
İletişim dilimizi dönüştürmek için dikkat etmemiz gereken temel kurallar:
Engelli bir bireyle iletişim kurarken onu öncelikle bir "birey" olarak kabul etmek gerekir. İletişimde aşırı korumacı, çocuksu veya acıyan bir ses tonundan kaçınmalı, yetişkin bir bireyle nasıl konuşuluyorsa öyle konuşulmalıdır. Engelli Memur & İşçi Derneği olarak, medyada ve kurumlarda doğru iletişim dilinin yaygınlaşması için seminerler düzenliyor, hak temelli dil rehberleri hazırlıyoruz.